15 Mayıs 2009 Cuma

Televizyonsuz hayat



Biz Hondacım'mla yaklaşık 2 senedir evdeki tv'yi iptal ettik ama öyle "aa evet ben de sadece akşamları haberleri izliyip, kapatıyorum" yalancıları gibi değil! Ciddi ciddi tv yok evde. Buna nasıl karar verdik? 2 sene önce paso her sabah düzenli olarak tv yi açıyoruz, işe gitmeden önce, haberler- türlü abukluklar- şunlar bunlar... Hem izleyip hem de hım hım diyerek kritik yapıyoruz. Ama sabah akşam düzenli olarak yapıyoruz bunu. Günlük en az 3-4 saat bu şekilde mal gibi oturup sinir bozukluğu ile kalkıyoruz. Aman şunun lafına bak, aman şu haberin rezilliğine bak diye diye hem eleştiriyoruz hem de izliyoruz. Sorunca da yok canım "sadece haberleri izliyoruz, genelde hep belgesel izleriz" yalancılığı yapıyoruz. Bir gün dedikki, bizim derdimiz nedir? madem beğenmiyoruz, izlerken sinir oluyoruz, peki neden izliyoruz? Herkes bu şekilde diye diye prim yaptırmıyor mu zaten bu tip yapımlara? O günden sonra evde tv olayı bitti, hiç bir şekilde açılmadı sanırım artık açılmayacak.

Böyle yazınca 2 sene kısaymış gibi geliyor ama bir de günlük yaşantıdan düşünürseniz çok da komik bir durum. Mesela biri geliyor, o ara popüler olan bir espiri yapıyor, biz 1980'de kalmış disko çocukları gibi bakıyoruz yüzüne... Gülsen komik değil, haa evet biliyorum onu ya desen bilmiyorsun, biz tv izlemiyoruz neyden bahsettiğini anlayamadık desen zaten inanmıyorlar. Örneğin gündemde olan siyasi bir mesele varmış, ahkam kesmeyi severiz ya, biri gelip saatlerce o konudan bahsediyor, sonra biz "haberimiz yoktu valla" diyince adam şok geçiriyor, ben 2 saattir ne konuşuyorum diye... Başka bir örnek, saatler geri mi alınacakmış ileri mi çevrilecekmiş neyse, aileden biri bizi arıyor, "beceriksiz, Honda yarın saatler geri alınacak, aklınızda olsun diyor" biz o şekilde zaman ayarı yapıyoruz. Seçim zamanı da yine bu şekilde haberdar edildik, eve de bir takım kağıtlar gitti, sanki herşeyden haberdar, algıları süper açık 2 insanmış gibi gittik oyumuzu kullandık :D Sandığa gittiğimiz gün, oy vereceğimiz parti kapatılmış olsa haberimiz yok, o şekilde bir şuursuzluk...

Bir süre önce mesela Ergenekon diye bir mevzu varmış, gelen giden herkes bu mevzu üzerine bir şeyler söylüyor. Espiri yapacakken; "Ergenekon'a döndü iyice bu konu haaa " diyor, biz aval aval yüzüne bakıyoruz, sonra çaktırmamak için "ahahahah demi ya ahahahahha" diyoruz. Adam sorsaki, Ergenekon nedir diye, hiç bir fikrimiz yok, fantastik bir karakter midir, yeraltında yüzyıllardan beri saklanan bir adam mıdır, saylon mudur, dünyaya mı inmiştir bilmiyoruz. Bilmediğimiz için de gereğinden fazla tepki verip gülüyor olabiliriz, o kısmı bilemiyorum.

Ha, herşeyden habersiziz de internetten de mi bakmıyoruz? Gazete okumak gibi bir alışkanlığım pek yoktur zaten, eğer kazara da açtıysam, kendimi Bangladeş gazetesi açmış gibi hissettiğim için hemen kapatıyorum. Çünkü ucu bir yerlerde kaçmış artık, neresinden girip takip edelim gündemi? En güzeli bihaber kalmaktır bundan sonra... Ki biz en son dünyanın bir yerinde bir sel felaketi mi ne olmuştu, orada kalmıştık diye hatırlıyorum. Şimdi ohooooooo nasıl tutacağız tekrar ucundan?

Bu yazıyı neden yazdım... Uzun zamandır bakmıyordum yine internetten gazetelere, az önce tesadüfi denk geldim, Uğur Dündar kişisini gördüm. Doğduk- büyüdük eşşek kadar olduk- yakında öleceğiz... Ama U.D. hep var? Hiç yaşlanmıyor, hiç değişmiyor, hep aynı U.D. bu? Küçükken Arena programlarını izler, çocuk aklımızda korku hissederdik nedense. Hani hep pis işleri ortaya çıkaran adamdır ya, izlerken hayat ne feciymiş be diye düşünür korkardık. Bir nevi korku kuşağıydı Arena ve Uğur Dündar. Adamı az önce yine gördüm- şu ara ne yaptığı ne ettiği konusunda hiç bir fikrim yok, adı sanırım bir takım olaylara karışmış okumak istemedim. Ama adam hala aynı arkadaş! En ufacık bir değişim göstermez mi bir insan evladı? Nasıl bir anatomin var da yıllara karşı böyle duruyorsun? Lost adasından mı geldin, Richard gibi 200 sene aynı kalabiliyorsun? Şaştım şaşırdım...

Üniversitede bir arkadaşım bir gün şöyle demişti: havaalanında Uğur Dündar'ı gördüm, adam ciğer gibi... Evet aynen bunu söyledi arkadaş. Ciğer gibi.... Adamın yüzü kıpkırmızıymış, programa çıkmadan önce makyajla- pudrayla ten rengini normale getiriyorlar demekki. Ama ciğer gibi sıfatı da hayatım boyunca aklımda kaldı. Ciğer gibi.... Nerede görürsem göreyim kendisini bu sıfat çıkmadı aklımdan. Uğur Dündar- ciğer...

Düşünüp gülerim- gülerim düşünürüm bu sıfatı...