27 Mart 2009 Cuma

Neler neler yaptım anlatayım...
















Bir insan ne kadar beceriksiz olabilirki? Bir düşün... Hali hazırda tüm kız çocuklarımızın zaten belli bir yaşa gelince mutfak ve ev işleri konusuna karşı ilgilerini biliriz. Her kız evladı az çok mutfağa girip, şunu denesem mi? bir tarif gördüm yapmak istiyorum... şeklinde heveslerle mutfağa girmiş, başlarda belki kötü, gitgide iyileşen denemelerini "çok güzel yaparım" a çevirmeyi başarmıştır. Yine aynı örnekle, erkek çocuklarına nazaran evde bulunma süresi daha uzun olan kız çocukları, gerek annelerinin yönlendirmesi gerekse "öyle gerektirdiğinden" ev işleri yapmıştır, bu tip şeylere aşinadır. Buraya kadar sorun yok.

Şu yukarıdaki ideal evlatlardan biri değilsen ve "bunlar hayatımın neresinde işime yarayacak" diye avunup durduysan yıllarca, sen de en az benim kadar beceriksizsin işte.

30 (+- 4) yaşlarında birinin mutfak maceraları 25'inden sonra başlıyorsa, sittin sene uğraşsan Emine Beder olamıyorsun, kabul et. Gerçi ben, Emine Beder'de falan da değilim, makarnayı düzgün haşlayabildiğim akşam, benim için huzurlu bir akşamdır. Huzursuz akşamları da "makarnanın hası az pişmiş olandır" gibi uyduruk şeylerle atlatmaya çalışan biriyim.

1. Aşama: Yeni evlenen her kadın gibi, ben de yapa yapa öğrenirim diyerek sürekli denedim, sürekli yaptım, çöpe attım, yaptım, çöpe attım, yaptım, çöpe attım. Ne zamanki "yeni evli" süresini doldurdum, gördümki ya-pa-mı-yo-rum. Bu aşamada denediğim kuru fasulye, nohut, ayşekadın fasulyesi, barbunya gibi yemeklerin durumu içler acısıydı ancak zamanla olur diyerek sakin durduk.

2. Aşama:Artık, daha yeni evliyiz canım, öğrenirim zamanla süresini aşınca, olayı çamura yatırmaya başladım. Bu yağ bozuktu herhalde, salçada bir problem var sanki, fasulye karttı zaten, makarnanın son kullanım tarihi geçmiş sanırım, soğan çok acıymış yemeğin tadını bozmuş, gibi bahanelerle bir süre daha idare ettim. Honda'cım, bana sürekli olarak 2-3 şeyi yapsan benim için yeterlidir der. Ki bu konuda çok anlayışlıdır, evlenmeden önce beceriksizin teki olduğumu da çok iyi bilirdi fakat herhalde bu kadarını da beklemiyordu... Honda'mın benden, yapabilmemi istediği 2- 3 şey, patates ve kuru fasulyedir aslında. Dikkat ederseniz, "iyi" yapabilmemi istediği demiyorum, yalnızca yapabiliyor olmak yeterlidir onun için. İyi, çok lezzetli, süper olmuş, parmaklarımızı yedik... şeklindeki sıfatlarına zaten henüz geçemedik de, yapabilme aşamasında olmam için o da çok çabaladı...

3. Aşama: Honda, resmi olarak bu işi yapamayacağımı anladığı gün, beni karşısına aldı ve bu konuda üzülmeyeyim diye 2 saat teselli etti, olmuyorsa olmuyordur, kendini üzme, yemek dediğin nedirki, aç mı kalacağız... diyerek beni yatıştırdı. Fakat gizliden gizliye "artık yemek yapma, Allahaşkına" dediğini de anlamıyor değildim tabi. O günkü konuşma sonrasında, kendime itiraf edemediğim şeyi, Honda'nın yüzüne söyleme cesareti buldum, ben yemek yapamıyorum hatta çok beceriksizim :) İşte o günden sonra Dominos Pizza, bilimum pideciler, Burger King, Kipa yemek reyonları, kokoreçciler bizim kankalarımız oldu... Zaten yemek konusunda son derece beceriklidir Honda, kankalarımızdan sıkılırsak Honda devreye girip yemek krizini önlüyor.

4. Aşama: 4 senemizin sonunda artık beceriksizliğimi kendime itiraf edip, aile sağlığımız için hiç yemek yapmamaya karar verdim. Olay budur.

4 sene önce Google'da yemekle ilgili hangi malzemeyi arasam karşıma çıkan yemek blogları halen karşıma çıkmakta. 4 sene önce nasıl bir kin beslediysem o kini günden güne büyüttüm ve hiç mi eli iş tutmayan kadın yok diye düşündüm... Herkesin mi eli yatkın bu işlere? Herkes süpersonik yemekler yapabiliyor yani? Hangi siteyi gezsem, süper lezzetli yemeklerin fotoğrafları, sayfa sayfa tarifler, aha ben yaptım buyrun böyle oldu şeklinde şovlar.... Ne oluyor yahu??? Herkes CNNTürk'teki yemek programlarından fırlamış da haberimiz yokmuş! Bir fotoğraf da kötü çıksın be, bir kek de yanmış olsun, bir poğaça da eciş bücüş olsun, bir kez de bilye gibi sert kuru fasulye yapmış olun benim gibi!

Kafasında çıkan sivilceye bile 2 sayfa yazılar yazabilen bu insanların mutfakta hiç mi başarısızlıkları olmuyor? 1 gün bile mi yok? Eh o zaman, bu açığı da benim kapatmam lazım.

Becerikliler girmesin!


Hemen aklıma gelen ilk saçmalıkla başlayayımki sonra unuturum ben... Blog açmak için blog ile uyumlu bir gmail adresi olsun dedim, sene olmuş 2009, haliyle, aklınızdaki kullanıcı adının boşta olması zor bir ihtimal...





Ben, "beceriksizkadın" yazınca nedense hemen "uygun" diye uyardı Gmail. İlginç. Kimse kendine beceriksiz kadın demek istemiyor herhalde... Konduramıyor değil mi insan kendisine? Ben 1 senedir kondurabildim. Beceriksizliğin, en azından bende, geçici bir şey olmadığını öğrendim. Belli bir süre içinde, yapmayı öğrendiğim ne varsa (ki bunlar epey azdır) onlarla yaşıyorum, yeni bir yetenek, beceri benim yakınımdan uzağımdan geçmiyor. "Sonradan yaparsın" denen hiç bir şeyi öğrenemediğimi- yapamadığımı farkettim. Önyargı falan kesinlikle yok, tüm gücümle çabaladığım, yaparım be, bu neki dediğim şeyleri kesinlikle yapamadım- öğrenemedim.

Asıl sorun, bunu kendime itiraf edemememdi sanırım. Ben...? Yapamayacağım ha...? Tillahını yaparım be... dediğim şeyleri, ne yapsam ne etsem de yapamadıkça yapamadıkça sonunda olmuyor dedim, rahatladım. Yük kalktı üstümden. O yük kalkınca, şeytani düşüncelerle bunları yazmayalım dedim, ki pişkinliğimi legal hale getirebileyim. (Ahahaha ne kadar beceriksizim dersen, bununla alay edebilen, gizliden gizliye olgun insan havası verebiliyorsun) Hatta yazayımki, yapamadığım edemediğim şeylere de bok atıp iyice mundar edebileyim...

Bu, blogun amacı budur işte. Zaten yıllarca mutfakta, ev işlerinde vslerde becerikli kadınlara bok atıp durdum, yazarsam iyice kendimden geçerim. Kendi kendimi avuttuğum resmi bir yer olmuş oldu fena mı işte...

Yazacaklarımı yazmadan, ilk açıklamayı yapayım da sonradan "kedi ulaşamadığı ciğere mundar dermiş" gibi, size göre çok anlamlı, bana göre vır vır laflarınızı kendinize saklayın. Çünkü, farkettimki, gerçekten becerikli insanlara "ah ne kadar hünerli, ne kadar da becerikli, şu yemeği şahane yapıyor, bu konuda bir numaradır" diye yalan iltifatlarda bulunmak bünyeme hiç iyi gelmiyor. O yüzden, bu blogu becerikli kişiler okumasın, bir şey yazmasın ama direk üstlerine alınabilirler yani, o konuda karışmayayım.